12.5 C
New York kenti
Cumartesi, Aralık 3, 2022

Pankreas Kanseri, Belirtileri, Teşhis ve Tedavisi

nocanvas_seker-hastalari-icin-yapay-pankreasPankreas kanseri, erken tanı bile olsa iyileşme oranı en düşük kanser türüdür. Pankreas kanseri en sinsi, en tehlikeli kanser türlerindendir. Pankreas organına yerleşmesi sebebiyle, pankreas kanseri olarak anılır. Pankreas, karnın arka kısmında bulunan ve 15 cm uzunluğunda olan bir organdır. Pankreasın ön yüzeyi; kalın bağırsak, mide ve onikiparmak bağırsağı tarafından tamamen kapatılmıştır. Pankreasın vücutta çok sayıda önemli görevi vardır. Ancak en önemlileri, kan şekerinin dengede tutulması, alınan gıdaların sindirimine yardımcı olmasıdır.

Pankreas kanseri, bu organın her bölgesinde gelişebilir. Ancak, oluşan kanser vakalarının bir çoğu pankreasın baş kısmında meydana gelmektedir. Çoğunlukla, salgı yapan hücrelerde oluştukları için adenokanser olarak adlandırılırlar. İstatistikler göre, ABD’de her yıl yaklaşık olarak 28 bin kişiye pankreas kanseri tanısı konulmaktadır.

Risk Faktörleri

Hastalığın sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte, Şişman kişiler ile sigara içenlerde daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Pankreas kanserine yakalananların %30’unun sebebinin sigara olduğu tesbit edilmiştir. Pankreas kanseri vakalarının çok azının genetikle alakalı olduğu da tesbitler arasındadır. Erişkin tip şeker hastalığına bağlı olarak gelişen pankreas kanseri ise halen tartışmalı bir konudur. Kadınlardan ziyade daha çok erkeklerde görülen bir kanser türüdür. Yaşın ilerlemesiyle birlikte risk faktörü artar. Pankreas kanserine yakalanma yaşı kadınlarda 67, erkeklerde ise 63’tür.

Belirtiler

– Solgunluk ve camcı macunu renginde dışkılama

– İshal

– Sırt ağrısı

– Sindirim zorluğu

– Yorgunluk ve halsizlik

– Bulantı-kusma

– İştahsızlık ve kilo kaybı

– Sarılık

– Karın ağrısı

Bunlarla birlikte, aniden ortaya çıkan ve aile öyküsü bulunmayan şeker hastalığı, depresyon gibi psikolojik bozukluklarla ortaya çıkabilir. Şişkinlik, hazımsızlık ve iştah kaybı ile birlikte yetersiz gıda alımı sonucunda hasta kilo verir. Sarılık en sık ve en erken ortaya çıkan belirtidir. Başlangıçta gözlerde ortaya çıkar, daha sonra deride sararma olur, idrar renginin koyulaşarak ‘çay renkli idrar’ yapma takip eder ve nihayet ‘camcı macunu’ olarak tanımlan dışkının açık renk alması ile sonuçlanır.
Sarılığın nedeni, karaciğerde yapılan bilirubin maddesinin, pankreas kanseri tarafından safra yolunun tıkanarak onikiparmak barsağına olan atılımının engellenmesidir. Ağrı önceleri müphem karın ağrısı olarak tanımlanan, hafif bir rahatsızlık hissi şeklindeyken, ileri dönemde sırta vuran karın ağrısı şeklini alır. Künt tabiatlıdır. Şişkinlik ve hazımsızlık belirtileri ile sıklıkla birliktedir.

Teşhis

Pankreas kanseri, sinsi bir hastalıktır ve belirtileri alışılagelmiş rahatsızlıklar olunca, teşhisi oldukça zordur. Erken dönemde yakalanan hastalarda, en sıklıkla hekime başvuru anında, bu hastalıktan hekimin şüphe etmesi ve buna yönelik araştırmalar yapması önemlidir.

Laboratuar tetkikleri: Serum bilirubinleri, alkalen fosfataz, karaciğer transaminazları ile CEA, CA 19-9 ve CA 125 gibi tümör belirteçleri yükselmiştir. İdrarda bilirubin pozitifliği mevcuttur.

Ultrasonografi: Hemen daima ilk başvurulacak inceleme yöntemidir. Pankreasta sert ya da kistik kitle varlığını, kitlenin boyutu, kitlenin diğer çevre yapılarla olan ilişiksi ve damarsal yapılara olan yakınlığı hakkında bilgi verir.

Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR): BT ağız ve damar yolu ile kontrast ilaç verilerek çekildiğinde pankreas tümörleri hakkında çok önemli bilgiler verir. Yaklaşık %95 ve üzerinde tanı koydurucu özelliği vardır. MR görüntüleme aynı şekilde tümörün ayırıcı tanısında önemlidir. Bu iki inceleme gerektiğinde birlikte kullanılarak hastaya verilecek ameliyat kararı için doğru sonuçlara ulaşılmasını sağlarlar. Tümörün evrelemesinin doğru yapılmasını sağlarlar.

Tedavi

Tedaviye başlarken fizik muayene, laboratuar ve radyolojik incelemelerin sonunda, pankreas tümörünün hangi evrede olduğu, komşu organlarla ilişkisinin ne durumda olduğu, özellikle komşu damarlara yayılımın olup olmadığı, uzak organ yayılımı olup olmadığı ortaya konup ameliyatla çıkarılma şansı değerlendirilir. İleri evredeki tümörlerde cerrahi uygulanamaz. Bu hastalara uygulanacak kemoterapi ile birlikte, mevcut sarılığının düzeltilmesi, beslenme desteğinin sağlanması, ağrının azaltılması ile yaşam konforunun düzeltilmesi amacıyla bazı girişimler uygulanabilir. Bu amaçla ağızdan mide yoluyla yapılan endoskopi ile safra yoluna geçişi sağlayan bir boru (stent) konulması, karın cildinden karaciğer içi safra yollarına bir iğne yardımıyla konulan kateter ile safranın dışarı akıtılması, ağrı ile ileri mücadele teknikleri, onikiparmak barsağında tıkanıklığa yol açan tümörlerde bu kısma ağızdan endoskopik yöntemle girilerek stent takılması gibi yöntemler kullanılmaktadır.

Cerrahi Tedavi: Yapılan incelemelerde tümör ameliyatla çıkartılmaya uygunsa klasik olarak ‘Whipple ameliyatı’ uygulanmaktadır. Ayrıca tümör pankreasın gövde ve kuyruk kısmına yerleşmişse nispeten daha kolay rezeksiyon yöntemleri uygulanmaktadır. Tümörün cerrahi olarak çıkartılması bu hastalar için tek kür şansını oluşturmaktadır. Pankreas başı tümörlerinde, cerrahi olarak yalnızca pankreasın baş kısmını çıkartabilmek mümkün olamadığı için ameliyat daha karmaşık olmaktadır. Uygulanan Whipple ameliyatında; pankreasın başı ile birlikte, safra kesesi, ana safra kanalının bir kısmı, oniki parmak bağırsağı, midenin bir kısmı ve etraf lenf bezleriyle birlikte bir blok halinde çıkarılmaktadır.

Pankreas Kanserinin Cerrahi Tedavisi (Whipple Ameliyatı)

Oldukça uzun süreli, çok çeşitli organların çıkartıldığı ve yeniden devamlılığın sağlandığı bu ameliyat sırasında veya kısa süre sonrasında hastanın ölüm ihtimali (mortalite) ve kanama olması, sindirim sisteminin devamlılığını sağlamak için yapılan dikişlerden kaçak olması (fistül), gibi kötü durumlarla (morbidite) karşılaşılabilmektedir. Dünyada kabul edilen ölüm oranı %5 ve altındaki orandır. Yine ameliyat sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlar için dünyada kabul edilen oran %15-20’dir. Ülkemiz şartlarında bu oranlar %5-10 mortalite ve %20-25 morbidite oranlarıdır.

Radyasyon Tedavisi: Radyoterapi de denir. Kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışınların kullanılmasını içermektedir. Radyasyon tedavisi, yanızca tedavi edilen alandaki hücreleri etkiler. Radyasyon bir makine aracılığı ile dışarıdan ışın verilmesi şeklindedir. Radyoterapi tedavisi özellikle tümörün yerleşimi ve büyüklüğü cerrahiyi zorlaştırıyor ise veya cerrahi uygulanamayan durumlarda cerrahinin yerine tek başına veya kemoterapi ile kombine kullanılmaktadır.

Cerrahi öncesinde tümörü küçültmek için kemoterapi ile birlikte radyoterapi kombine kullanılabilir. Bazı durumlarda ameliyat sonrası nüksleri engellemek amacı ile radyoterapi verilebilir.

Kemoterapi: Kanser hücrelerini öldürmek için antikanser ilaçların kullanılmasıdır. Pankreas kanserlerinde ameliyat öncesi veya sonrası hastaların genel durumları dikkate alınarak kemoterapi denilen ilaç tedavisi uygulanabilir. Kemoterapi cerrahi öncesinde tümörü küçültmek için veya cerrahinin yerine primer tedavi olarak radyoterapi ile birlikte kullanılabilir. Yaygın ileri evre hastalıkta cerrahi ve radyoterapinin yeri yoktur. Bu grup hastalara kemoterapi uygulanması ile hastaların hayat kalitelerinin belirgin iyileştirildiği ve sağkalımlarında uzama olabileceği bildirilmiştir.

Tedaviden Sonra

Sağ kalım

Erken tanı ile ameliyat edlip tam iyileşme şansı %50’nin altındadır. Antikanser ilaçlar ve ışın tedavisi iyileşme oranını artırır. Ancak geride kanser hücresi bırakılan ameliyatlardan sonra veya komşu organlara yayılım olan durumlarda sağkalım oranları iyi değildir.

Korunma

Korunma için tütünden uzak durmalı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz ile fazla kilolara sahip olmamalısınız.

BENZER MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN YENİ MAKALELER