31.4 C
New York kenti
Cuma, Ağustos 12, 2022

Huzurlu Hayatın Püf Noktaları

huzurlu-yasamHayatı gül bahçesine çevirmek de bizim elimizde kabusa dönüştürmek de. Huzur denilen kavram, hiç bir zaman kendiliğinden gelip hayatımıza girecek bir şey değil. Yaşadığı hayatı huzur ortamına çevirmek tamamen kişinin kendi çabasıyla alakalıdır.

Ömrümüzün geçici, varlığımızın dünyada misafirlik olduğunu unutup, hırslarımız ve gündelik takıntılarımızla hayatımızı zindana çevirmekte üzerimize yoktur. İnsan, yaratılış özü itibariyle sahip olduklarıyla yetinmeyen bir varlıktır. Yarının ne olacağı bilinmezken hayatla olan bu kavga niye? Çevremizdeki insanlarla neden bu kadar çelişiriz? Neden hayatı hem kendimize hem de başkalarına dar ederiz? Eğer insanlar, yüzyıl sonra dünyada başka insanların yaşayacağını, kendilerinin olmayacağını düşünselerdi hayatı bu kadar ciddiye alırlar mıydı? Bir insanın öldüğünde dahi geride yapılacak işler listesi bıraktığı akıllarına gelseydi olaylara bakış açıları değişir miydi?

Aslında önemli olan ömrün uzunluğu değil, yaşanılan sürenin ne kadar anlamlı, verimli, mutlu ve huzurlu geçirildiğidir. Hayatı hem kendileri açısından, hem de çevrelerindeki insanlar açısından huzur ortamına dönüştürebilenlere ne mutlu. ”Ne yaparsam yapayım huzuru yakalayamıyorum”, ”İnsanlarla anlaşamıyorum”, ”İnsanlar beni sevmiyor”, ”İnsanlar beni anlamıyor” gibi söylemlerle sorunu kendimizden dışlamak, bize huzuru getirmez.

Uzmanlar, ”önce kendi varlığınızı kendiniz kabullenin ve bulunduğunuz konumdan mutlu olmayı öğrenin” diyorlar. Sonra da hayatı yaşanabilir hale getirmenin yollarını sıralıyorlar;

– Sorunlarınıza olan bakışınızı değiştirin

– Bir tartışmaya girecek olursanız, kendi görüşünüzü savunmadan önce karşı tarafın savını anlamaya çalışın.

– “Anlamlı başarı”nın tanımını bir kez daha yapın.

– Duygularınıza kulak verin, size bir şey söylemeye çalışıyorlar.

– Yaşamınızı sevgiyle doldurun.

– Kendi düşüncelerinizin gücünü bilin.

– “Daha fazlası daha iyidir” diye düşünmekten vazgeçin.

– Sahip olmak istediğiniz şeyleri değil, elde etmiş olduklarınızı düşünün.

– Dostlarınızdan ve ailenizden bir şeyler öğrenmeye açık olun.

– Bulunduğunuz konumdan mutlu olmaya bakın

– Hizmet vermeyi yaşamınızın değişmez bir parçası haline getirin.

– Bir iyilik yapın ve karşılığını ne isteyin, ne de bekleyin.

– Varlığınızı bir bütün olarak kabullenin.

– Başkalarını suçlamayı bırakın.

– Yardım etmeye çalışırken önceliğinizi küçük şeylere verin.

– Bardağın (ve başka her şeyin de) kırılmış olduğunu varsayın: Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır.

– Bu ifadeyi iyi anlayın: “Nereye giderseniz siz oradasınız”.

– Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olun.

– Postayla başkalarına elinizi uzatın. Bir vakıf yoluyla bir çocuğa yardım edin.

– Yaşamı melodram olarak görmeyin.

– Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın.

– Karmaşanın ortasındaki sükunet noktasında bulunmaya çalışın.

– “Hayatta en çok neyi seviyorum?” sorusuna verdiğiniz cevabı gerçekleştirmeye çalışın.

– Herkesin farklı olabileceği gerçeğini anlayın ve saygı gösterin.

– Kendinize bir kamusal yardım konusu seçin.

– Her gün en az bir kişiye beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin.

– Sınırlarınızı öne sürmeyin, yoksa sınırlı olursunuz.

– Gördüğünüz her şeyde evrenin mucizeliğinin izi vardır.

– Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın.

– Rastgele iyilikler yapın.

– Bir davranışın ardındakini görmeye çalışın.

– Gönlü bol olmayı haklı olmaya yeğleyin.

– Bugün üç kişiye onları ne çok sevdiğinizi söyleyin.

– Alçak gönüllü olmaya çalışın.

– Antropolog olun: Ön yargınızdan uzak, başka insanların yaşam ve davranış tercihlerini inceleyin.

– Kışa hazırlık (eksikleri gedikleri kapatma) telaşından kaçının.

– Her gün birkaç dakikanızı sevecek birini düşünmeye ayırın.

– Yüreğinizin sezgisine güvenin.

– Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun.

– Daha sabırlı olun.

– Kendi cenazenize katıldığınızı farz edin.

– Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.

– Ruh durumunuzu dikkate alın: Moralinizin bozuk olduğu zamanlar sizi yanıltmasın.

– “Hayat bir sınavdır”a inanıyorsanız size ancak şunu söyleyebiliriz: “Altı üstü bir sınav”!

– Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın. Övgü ve yergi aynı şeydir.

– Sorunlarınızı öğretmeniniz olarak görün.

– Biraz yüzünüz gülsün.

– Bu da geçer.

– Gevşeyin!

– Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın. Öyle olabilir!

– İç dünyanız için zaman ayırın.

– Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın.

– Kendi işinize bakın, kendinizi başkasının yerine koymayın.

– Hayatı olduğu gibi kabul edin.

– Sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. Göreceksiniz canınız yanmayacak.

– Kendi görüşlerinizden tamamen farklı makale ve kitaplar okuyun ve bir şeyler öğrenmeye çalışın.

– Zihninizi sessizleştirin.

– Birisi size topu atarsa, bunu tutmak zorunda değilsiniz.

– Olumsuz düşüncelerinize yüz vermemeye çalışın.

– Öfkeniz kabarmaya başladığı zaman ona kadar sayın.

– Bilmemenin verdiği rahatlığı duyun.

– İpin ucunu biraz bırakın.

– Bir bitki yetiştirin.

– Yoga (ya da jimnastiğe) başlayın.

– Erken kalkmaya alışın.

– En inatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya çalışın.

– Planlarınızda esnek olun.

– Konuşmadan önce derin bir soluk alın.

– Suçluluğu değil masumiyeti görmeye çalışın.

– Yaşamınızdaki insanları minik çocuklar ve yüz yaşında ihtiyarlar olarak düşünün.

– Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.

– Daha iyi bir dinleyici olun.

– İlla savaşacaksanız neyle, kimle neden savaştığınızı bir daha düşünün.

– Çöpü çıkarma sırasının kimde olduğunu hatırlamıyorsanız siz çıkarın.

– Eleştirme isteğinizi bastırın.

– Daha ılımlı bir sürücü olun.

– Unutmayın: İnsanı edindiği huylar oluşturur.

– Arada sırada canınızın sıkılması yararlıdır: Bırakın canınız sıkılsın.

– Strese dayanma gücünüzü azaltın.

– Haftada bir kez yürekten gelen bir mektup yazın.

– Sık tekrar edin: Hayat acil bir durum değildir.

– Zihninizde özel bir bölüm açın.

– Her gün bir dakikanızı, minnettar olduğunuz birini düşünmek için harcayın.

– Tanımadığınız insanların gözlerine bakın ve gülümseyerek merhaba deyin.

– Her gün kendinize biraz sessiz zaman ayırın.

– Birisine bir iyilik yapın ve kimseye bundan bahsetmeyin.

– Bırakın ilgiyi başkaları toplasın.

– İçinde bulunduğunuz ânı yaşamayı öğrenin.

– Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.

– Sabır geliştirme egzersizleri yapın.

– Sevgi elini önce siz uzatın.

– Kendinize sorun: Bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?

– Gerçeği kabul edin: Hayat âdil değildir.

– Ufak şeyleri dert etmeyin.

– Kusursuz olamayacağınızı kabullenin.

– Rahat ve ılımlı insanların çok başarılı olamayacakları düşüncesini bir yana bırakın.

– Olumlu düşünmenin size mutluluk vereceğini unutmayın.

– Sevgi kapasitenizi geliştirin

– Unutmayın: Öldüğünüz zaman yapılacak işler listeniz hâlâ dolu olacaktır.

– Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin.

BENZER MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN YENİ MAKALELER