22.3 C
New York kenti
Pazar, Ağustos 14, 2022

Gerçek İstanbullu Olmanın Kuralları

Blue_mosque-IstanbulEğer İstanbul’da yaşıyorsanız, iyi bir İstanbul’lu olmak için bazı kurallara uymanız gerekiyor. Aksi taktirde iyi bir İstanbul’lu olamazsınız. ”İstanbul’lu olmanın kuralı mı olurmuş?” diye düşünüyorsanız, evet İstanbul’lu olmanın kuralları var. Ve bu kurallara her İstanbul’lu uymak zorunda. Ne kadar İstanbul’lu olduğunuz, bu kuralları ne kadar yerine getirdiğinize bağlı.

İstanbul’lu olmak öyle kolay bir şey değil. Daha doğrusu İstanbul’da yaşamak çok zor. Malum 10 milyonluk bir metropol İstanbul. İstanbul’un hızlı ve karmaşık yaşam şartlarına uyum sağlayamazsanız, şehirde kaybolur gidersiniz. İstanbul’da yaşadığınız sürece ezilmeye mahkum olursunuz. İstanbul’da tırnaklarınız yer tutsun istiyorsanız, bazı kurallara uymak zorundasınız. Kısacası daima gözünüzü açmak zorundasınız.

Nasıl Gerçek Bir İstanbul’lu Olunur?

– Gerçek İstanbullu her an kavgaya hazır olmalıdır. İncir çekirdeğini doldurmayacak konular için karşınızdakinin boğazına sarılabilecek bir ruh hastası olduğunuz izlenimini ne kadar verebilirseniz o kadar bu şehrin sakini sayılırsınız. Sakini dediysek, lafın gelişi o. Sakin falan olmayın…

– Gerçek bir İstanbullu olmak ya da en azından öyleymiş gibi hissetmek istiyorsanız, her şeyden evvel çok hızlı hareket etmelisiniz. Bakkala bile gidiyor olsanız, biraz sonra dünyanın kaderini belirleyecek bir toplantıya gidiyormuşcasına mağrur, kararlı ve hızlı yürümelisiniz. Topuklarınızı yere ne kadar hırslı vurursanız o kadar İstanbullusunuz.

– Henüz trafikte dayak yemediniz mi? Malesef size İstanbullu diyemiyoruz. Gidin ve kornaya basın. En çok siz basın.

Önünüzdeki illa bir ara dellenecek ve “basınca ilerliyor mu da dat dat hala basıyosun ulan” ile başlayacak bir tartışmada gerçek İstanbullu sıfatına layık olacaksınız

– “Meşhur” sıfatı ile başlayan yerlerde bir taburu doyuracak maliyetteki kahvaltılar İstanbullu olmanın önemli adımlarından birisidir. Pazar keyfi adına kapısında sıra bekleyeceğiniz, bir şey istediğinizde yarım saat sonra garsona ancak sesinizi duyurabileceğiniz yoğunlukta bir kahvaltıcı, İstanbul’un ve İstanbullu’nun pazar keyiflerinin olmazsa olmazlarındandır.

– Gerçek İstanbullu’nun metrobüs’le ilgili en az 1 kere başına fantastik bir şey gelmiş olmalıdır. Ya yolda kalmış bir aracı diğer yolcularla birlikte itmiştir ya araç içinde bir kavgaya karışmıştır ya direkt şoförü dövmüştür. Henüz sizin başınıza gelmediyse bundan sonra daha sık metrobüs kullanın. Her gün binseniz en geç 1 haftaya bir şeyler olur…

– Gerçek İstanbullu, esnek ve ergonomiktir. uzun yıllar bu şehirde yaşayıp metrobüsü, dolmuşu, minibüsü derken kemikleri zamanla kıkırdaksı doku haline gelen İstanbullu, bu andan itibaren olabilecek her toplu taşıma aracına sığar. Eğer iyi bir İstanbullu gibi görünmek istiyorsanız ya yogaya başlayacak ya mesai çıkışında metrobüse bineceksiniz, tercih sizin.

– Sürekli olarak konserleri, sergileri, etkinlikleri takip edin ama son anda bir işinizin çıkması sebebiyle gidemeyin. Sonra da yeri geldikçe duyduğunuz ilk günden beri o konseri beklediğinizi ama son anda gidemediğiniz için pişman olduğunuzu belirtin. Unutmayın, bu tip etkinlikler gidip eğlenmek için değil, öncesinde ve sonrasında hakkında bol bol konuşup prim yapmak içindir.

– Gerçek İstanbullu’nun mutlaka en az bir tane ünlü tanıdığı vardır. Ya mahalle arkadaşıdır ya okul arkadaşıdır, en kötü ihtimalle arkadaşının arkadaşı falandır. 2. sınıf dizi oyuncusu da olsa çaptan düşmüş eski pop şarkıcısı da olsa siz de mutlaka bir ünlü tanıdık edinin. Unutmayın, ünlünün iyisi kötüsü olmaz…

– Taksim Burger King’in önünde biriyle buluşun. Kimle buluştuğunuz, ne yapacağınız hiç önemli değil. Orada buluşup buluşup sonra dağılabilirsiniz, mesele yok. Önemli olan İstanbulluluğunuzu perçinlemek.

– Gerçek İstanbullu asla İstanbul’da ölmek istemez. Aslında kimse İstanbul’da ölmek istemez. o yüzden sizin de emeklillikte bir yere yerleşme planınız mutlaka olmalı. İster memleketinize dönün ister Alaçatı’da butik otel işletin ama ortamını bulduğunuzda 60 yaşında burada olmayacağınızı mutlaka dile getirin…

– Sokakta karşılaştığınız her tanıdığınızla birbirinize “bi ara Nevizade’de fasıl yapmak” sözü vererek ayrılın. O fasıl asla yapılmayacak gerçi ama olsun, adet böyle…

– Gerçek İstanbullu aslen İstanbullu değildir. 8 kuşaktır İstanbul’da yaşıyor bile olsanız muhabbet açıldığında “biz aslen Zonguldak’lıyız” deyin. Siz demeseniz de nasılsa sora sora Zonguldak’a kadar getirecekler lafı. En iyisi baştan söyleyin, yormayın insanları.

– İstanbul’la aranızdaki “nefret ve aşk” ilişkisi İstanbulluluğun temel taşlarındadır. Sabahtan akşama “trafiği böyle, kalabalığı şöyle” diyerek mızmızlanıp yine de İstanbul’dan başka bir yerde kesinlikle yaşayamayacağınıza kendinizi inandırın. Bu en önemlilerinden. Her gittiğiniz yerdeki huzura ve rahatlığa hayran olun ama İstanbul’suz kesinlikle yapamayın.

– Sürekli olarak Boğaz’ın varlığı ile mutlu olun. Gün içinde onu hiç göremiyor oluşunuz, haftada, belki ayda bir defa üç saatlik trafik çilesine maruz kalıyor oluşunuz sizi yıldırmasın. Her fırsatta iyi ki Boğaz’ın ve denizin olduğu bir yerde yaşadığınıza dua etmelisiniz.

– Gerçek İstanbullu’nun mutlaka bir tane favori kurufasulyecisi, balıkçısı, pilavcısı ya da dürümcüsü vardır ve orada yapılan yemeğin dünyanın en iyisi olduğundan sonuna kadar emindir. Yoksa, derhal siz de bunlardan bir tane edinin.

BENZER MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN YENİ MAKALELER