7.9 C
New York kenti
Salı, Ekim 4, 2022

Allah Çirkinler Bahtı Versin

Çirkinler kaderi, güzeller kaderi diye bir şey vardır ya halk arasında; güzellerin kaderinin çirkin, çirkinlerin kaderinin güzel olduğuna inanılır. Bundan dolayıdır ki güzel kızlara potansiyel bahtsız gözüyle bakılır. Bu çirkinler kaderi meselesi ne kadar doğrudur bilinmez tabi. Ama topluma fena halde yerleşmiş olmalı ki, nerede güzel bir kız çocuğu görse insanlar, severken ”aman ne güzel kızmış bu böyle. Allah ömrünü uzun etsin. Çirkinler bahtı versin” derler mutlaka.

Çirkin kızların bahtının güzel olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt da yok. Ama gerçekten de etrafa bakınca topluma hak vermemek elde değil. Öyle çiftler görüyor ki insan hayret ediyor bazen. Dünyalar güzeli bir kızın yanında eciş bücüş bir herif. Şöyle bir baksan hani derler ya ”gâvur altınıyla beş para etmez” o cinsten. Bazen de tam tersi; dalyan gibi adamın yanında hilkat garibesi bir kadın. Üstelik bir eli yağda bir eli balda. İşte çirkin bahtı denilen şey bu olsa gerek.

Annem çocukluğumuzda 3-4 yaşlarındaki kız kardeşimi leğende yıkarken hep dua gibi şunu tekrarlardı. Suyu dökerken, sular aşağı aşağı kızım yukarı yukarı. Allah çirkinler bahtı yazsın inşallah” Kafam pek basmazdı annem ne demek istiyor. ”Ya anne kardeşim güzel neden çirkinler bahtı diyorsun yaa?” ”Sen sus len, anlamazsın sen oğlan başına” diye çıkışırdı annem bana. Kız kardeşim büyüyene kadar, yani annemin onu yıkadığı süre içinde hep böyle devam etti bu durum.

Güzellerin kaderi çirkin olur meselesinde bir de aklıma hep Süreyya ablam gelir. Babamın yakın arkadaşının güzeller güzeli bir kızı vardı. Yani Süreyya ablam. O kadar güzeldi ki insan yüzüne bakmaya doyamazdı. Sokakta yürüse insanlar dönüp bir daha bakardı. Beyaz tenli, kara gözlü, fidan boylu bir kızdı Süreyya ablam. Ne giyerse o yakışırdı üzerine. Çuval giyse dahi yakışırdı. Elinden her iş gelirdi Süreyya ablamın.

Bu güzel kıza aşıktım resmen. O da beni çok severdi. Sırf onu görmek için bahaneler uydurup evlerine giderdim. Bilirdim ki kapıyı Süreyya ablam açacak. Beni hep severek karşılardı. Kucaklayıp dizlerine oturdurdu. O kadar ilgi gösterirdi ki bazen şımarır açık açık ilan-ı aşk ederdim ona. ”Ben büyüyene kadar kimseye varmak yok. Babama söyleyeceğim. Büyüyünce seni bana alsın.” derdim. Gülerdi Süreyya ablam. ”Hadiiii” derdi. ”Ama bak doktor olmazsan varmam sana. Çok para kazanman lazım.” Süreyya ablam öyle istiyor diye doktor olmaya karar vermiştim. Doktor olup Süreyya ablamı alacak, onu rahat ettirecektim.

Babam bir gün ”bunlar biraz daha büyüsünler de Süreyya’yı Mehmet’e alalım” dedi. Yani Süreyya ablamı abimle evlendirmek istiyordu. ”Alalım” dedi annem. ”Hem güzel hem de çok becerikli.” Abimse pek umursamadı. Zaten sünepenin tekiydi. babam ne derse onu yapardı hep. Bu meseleye üzüldüğümü zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Bana göre önemli olan Süreyya ablamın bizimle yaşamasıydı. O kadar çok sevindim ki. Hatta içimden planlar yaptım. Süreyya ablam bazen benimle yatar diye düşünüp düşünüp seviniyordum. Zavallı ben, nereden bileyim evliliğin ne olduğunu?

Süreyya ablamın talibi çoktu. Biraz daha büyüsün meselesi belki de bir çok evde konuşuluyordu. Hem güzel hem de becerikli bir kızı kim istemez ki. Küçük yerlerin gelin adaylarının iki kriterini fazlasıyla taşıyordu; Güzellik ve beceriklilik.

Derken Süreyya ablam için güzel olan her şeyi tersine çeviren bir mesele çıktı ortaya. Kasabanın belalısı, herkesin korktuğu Deli Selahattin Süreyya ablama aşık oldu. Kızın peşinden ayrılmıyor,  gölge gibi takip ediyordu. İstetti bir iki ama Süreyya ablamın babası vermedi. İşi gücü olmayan berduş bir adama kim kız verir ki? Aile olarak rahatları huzurları kalmadı. Sürekli tehdit ediyormuş Deli Selahattin. ”Bu kızı kim alırsa gebertirim” diyormuş. Küçük yer tabi, mesele kısa sürede yayıldı. Süreyya ablamın babası bu adamla bir 7-8 yıl mücadele etmek zorunda kaldı. Bu arada ben büyüdüm. Üniversiteyi kazanıp kasabadan ayrıldım.

Döndüğümde ”ne oldu?” diye anneme sordum. Korkudan Süreyya ablama kimse talip olamamış. Babam da ”başımıza bela almayalım” deyip abime istemekten vazgeçmiş. Süreyya ablam tee bilmem kaç yaşına gelmiş hâlâ evdeymiş. On çocuklu fakir bir aile talip olmuş. Tabi Deli Selahattin hapse düştükten sonra. Kocasının çok borcu varmış. İntihar etmiş. Ben döndükten sonra bir kaç kez daha evlendi ama geçinemedi. Heder oldu gitti dünyalar güzeli Süreyya ablam.

İnsan düşününce çirkinler bahtı diye bir şey olduğuna inanası geliyor gerçekten. Keşke güzeller güzeli Süreyya ablamın bahtı çirkinlerinkinden olsaydı diyorum zaman zaman.

Ha bir de kızkardeşimi merak ettiyseniz, o da kapılandı herifin birine…

BENZER MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN YENİ MAKALELER